Uzak Ülke

.
.
Dibâce
Değerli Arkadaşlar, yeni bir sayı ile sizlerle beraber olmaktan dolayı büyük bir mutluluk içerisindeyiz. Okulumuzdaki grip salgını ne yazık ki dergimizi de vurdu. Bir çok arkadaşımız hastalık sebebiyle çalışmalara katılmakta hatta okula gelmekte bile sıkıntı yaşadılar. Umut ediyoruz ki bu salgın en kısa zamanda okulumuzdan uzaklaşır. Böylece sıkıntısız bir şekilde derslerimize ve çalışmalarımıza dönebiliriz.
Bu dergimizde çeşitli sebeplerle okullarına devam edemeyen arkadaşlarımızla yapmış olduğumuz görüşmeleri sunmaya çalışacağız. Bu arkadaşlarımızın okuma istekleri görülmeye değer, bu isteklerine ulaşamama sebepleri de bizleri gerçekten çok üzdü. Okul hayatından koparılmak onlar üzerinde gerçekten tamir edilemez bir etki bırakmış. Özellikle okula devam eden ama okumaya dair hiçbir ilgi duymayan arkadaşlarımızı görüp, bu imkana sahip olamayan arkadaşlarla konuşunca ellerindeki bu imkanı kullanamayan arkadaşlarımıza daha çok üzüldük. Onların okuma hakları ellerinden alındığı için bunu yapamıyorlar. Ama imkanı olanların bunu kendi elleriyle itiyor olmaları daha da manidar. Bu sayımızdaki yazıları okuyan arkadaşların bu imkanlarını yeniden kullanmaya başlayacaklarını umut ediyoruz.
Edebiyat egzersiz Topluluğu alarak bu sayımızda size iki güzel şiir ve bir de öykü sunuyoruz. Bunu yanında yerimizin darlığında birçok arkadaşımızın ürünlerini bu sayımıza koyamadık. Ama en yakın zamanda üçüncü sayımızı çıkartarak sizlere onları da sunacağız. “Arka Sayfa”mızda okulumuzdan haberlere de yer vermeye devam ediyoruz.
İyi Okumalar.
Edebiyat Egzersiz Topluluğu
.
.
.

Edebiyat Egzersiz Topluluğu
Kurban Bayramını ve Öğretmenler Gününü
Kutlar
.
.
.

Aslı Ağrallı
Ailemin izin vermemesi sebebiyle 6. sınıftan sonra okula devam edemedim. 6. sınıftan sonra bizim okulun öğrencilerinin yatılı okula gönderilmesi istendi. Ailem benim yatıla okulda okumama istemediler. Bu yüzden beni göndermediler, gündüzlü okula devam edebilseydik okuma şansım olacaktı. Öğrenimimi tamamlasaydım, matematik öğretmeni olmak isterdim, hem matematiği seviyor hem de başarılı bir öğrenciydim. Ama ailem okumama izin vermedi.
Ailem beni göndermediği yatılı okula bir yıl sonra kız kardeşimi gönderdiler, bu beni çok üzdü. Beni diğer kardeşimle eşit tutmadıklarını düşündüm. Tabi ailemde sonradan beni okutmadıkları için üzüldüler. Şimdi eğitimi tamamlamam için benim açık ilköğretime başlamamı istiyorlar. Buradan devam etmeyi umut ediyorum.
Benim ailelerden isteğim çocuklarının okumasına izin vermeleri, hele benim gibi okumayı çok isteyenlere.
Hazırlayan: Rukiye Ağrallı
.
.

Seher Baygümüş
13 yaşındayım, ilköğretim birinci kademeden sonra okumama ailem izin vermedi. Beni yatılı okula göndermek istemediler. Tansu ilköğretime gitmeme izin verilseydi ailem de buna razı olacaktı. Ama kaymakama kadar çıktık ne yazık ki izin vermedi. Yatılı okul yüzünden benim okul hayatım sona erdi. Bu YİBO olmasaydı belki ben okumaya devam ediyor olacaktım. Ama ailem beni göndermek istemiş olsaydı YİBO’da da okumaya devam ederdim. Ama ailem buna hiç yanaşmadı. Benim okuyamadım ama kardeşlerimin okumasını çok istiyorum. Onların okuması benim için yeter.
Okumuş olsaydım öğretmen olmak isterdim. Öğretmenlik çok güzel bir meslek insanların cahillikleri son vermek isterdim. Ailem beni okutmak istemedi, inşallah kardeşlerim okumaya devam edecekler. Okuyabilenlerin bu şanslarını iyi kullanmalarını isterim.
Hazırlayan: Hasret Baygümüş
.
.

Yonca Gözel
Ben birden beşe kadar rahatça okudum. Az çok başarılı bir öğrenciydim. Suskun bir öğrenci olduğum için bazen arkadaşların benimle dalga geçiriyorlardı. Bu zamanlarda okuma hevesim kırılıyordu. Ama bu gelip geçici bir şeydi. Altıncı sınıfa geldiğimizde çok okumak istiyordum; fakat bu kez annem ve babam okumama izin vermediler; çünkü Hülya ablam okuyormuş ben okuyamazmışım, evde anneme yardım edecek kimse kalmıyormuş. Ben evde kalıp anneme yardım edecekmişim. O zaman anneme çok kızmıştım. Niye ablam okuyor da ben okuyamıyorum, diye çok ağlamıştım.
Bir gün ablamın okulundan okuyamayan çocukların okula götürmek için birileri geldiler. Beni okula götürmek istiyorlardı. Çok heyecanlanmıştım. Beni okula gönderebilecekleri umudu doğmuştu. Ama bu da uzun sürmedi. Yine ailem beni okula göndermedi.
Hala okuma hevesim devam ediyor. Ablam okuldan geldiğinde bende keşke onunla birlikte okuldan gelseydim, diyorum. Benim gibi okuyamayanların en büyük hayali okula gidebilmek, okula gidenlerin ise ellerindeki bu imkanı kullanmamalarını anlayamıyorum. Okula gidenlerin okumanın değerini bilmesini ve çok çalışmalarını dilerim.
Hazırlayan: Hülya Gözel
.
.
.
.
Bir kişiye yapılan haksızlık,
Tüm topluluğa yöneltilmiş
Bir tehdittir.
MONTESQUIEU
.
.
.
.
Necla Gümüş
Ben Necla Gümüş, 16 yaşındayım. İlkokul beşinci sınıfa kadar okudum. Hep okumak istiyordum, bunlar çeşitli sebeplerden dolayı gerçekleşmedi. Ama ben hiçbir zaman umudumu kesmedim. 5. sınıfı bitirmemin üzerinden bir yıl geçmesinden sonra, Tansu ilköğretim okuluna bir mektup göndermem üzerine okul müdürü ve öğretenleri köye gelip beni okula götürdüler. 1. dönemin bitmesine bir ay kalmıştı. Gittiğimde konuların büyük çoğunluğunu kaçırmıştım. Azmedip çalıştım. En kısa zamanda eksikliklerimi tamamladım. Size okuyamamış birisi olarak okula devam ettiğim günlerden bir günümü anlatayım.
Sabahleyin beşte kalkar bütün evi temizlerdim. İşleri bir saat içinde tamamlar, sonra okul formamı giyer, saçlarımı tarar, elimi yüzümü yıkar, dişlerimi fırçalardım. Bu sırada annem kahvaltıyı hazırlardı. Kahvaltımı yaptıktan sonra 07.30’da okula giderdim. Derslerimi çok dikkatli olarak takip ederdim. 14.30’da derslerimiz biterdi, ama okulda bize kurs verildiği için 16.30 ancak eve varabiliyordum. Okuldan geldikten sonra ev işlerinde anneme yardım ederdim. Televizyon izlemeyi sevmediğim için televizyon ile vakit kaybetmezdim. İşler bittikten sonra konu tekrarı yapar, konularla ilgili sorular çözerdim. Dersler arasında 15. dakika ara verirdim. Akşam yemeğinden sonra da ders çalışmaya devam ederdim. Kimi zaman gece on bire kimi zaman on ikiye kadar ders çalışırdım. Tabi bu arada kardeşlerimin derslerine de yarım ederdim. Hiçbir zaman çalışmaktan sıkılmadım; çünkü okumayı çok seviyordum. Günde beş, altı saat uykuyu alışkanlık haline getirmiştim. Zaten köyde başka yapacak bir şey de yoktu.
Benim bu kadar istekli olmama rağmen bütün köy beni konuşur oldu. Bu yaşa gelmiş kız çocuğu okutulur mu?, diye. Söylesem inanmazsınız, kulaklarıma pamuk tıkamak zorunda kalırdım çoğu zaman. Laflar sözler bitmek bilmiyordu sanki kimsenin benden ve okumamdan başka sıkıntısı kalmamıştı. Yaşamayan bilmez, gerçekten yaşadıklarımın anlatılması çok zor.
Tek hedefim ve isteğim okumaktı. Benimle alay edenleri mahcup etmek istiyordum. O sene sonunda gerçekten başarılı olmuş, sınıftaki öğrencileri geçmiştim. Sağ olsun öğretmenlerim, annem babam, bana çok yardımcı oldular.
Yine de 7. sınıfa gidemedim. Köylülerin durmadan konuşmaları yüzünden ailem beni bir daha okula göndermedi. Herkesin içinde niye ben, okula gidemiyordum, bu gerçekten çok büyük bir acıydı. Ben okumak istiyordum ama benim okumamam için herkes el birliği ediyordu.
En büyük isteğim bir doktor olabilmekti. Hala bu hayalimi gerçekleştirmek istiyorum. Bu hayalin peşinden koşabildiğim kadar koşmaya çalışacağım.
Son olarak okula devam eden arkadaşlarıma şunları söylemek istiyorum. Okumanın değerini bilin, sizin yerinizde olmak için can atan benim gibi birçok kişi var. Bize bu imkan verilmedi, verilseydi sonuna kadar kullanmak için her şeyi yapardım. Size bu imkan verilmiş, lütfen bunu iyi bir şekilde değerlendirin.
Hazırlayan: Meryem Gümüş
.
.
.
.

Yazılanlar Dışında Bazen Geriye Hiçbir Şey Kalmaz
.
.
.
.

Ebru Çetinkaya
Maddi durumumuz el vermediği için okula gidemedim. Oysa okula gitmeyi çok istiyordum. Hem çevremdeki insanlar gibi cahil kalmamak hem de kendi hayatımı kurtarmak istiyordum. Ama ne yazık ki ben okula gidemedim. Maddi sıkıntılar yaşıyorsanız ilk gözden çıkarılan kız çocuklarının eğitimi oluyor. Eğer okuyabilseydim bir fen lisesine gitmeyi ve en çok yapmak istediğim meslek olan doktorluğu yapmak isterdim.
Okula gidemediğim için çok üzgünüm şimdi hayalini kurduğum hiçbir şeyi elde edemeyeceğim. Okuma imkanın olmasını ne kadar çok isterdim. Bu imkanı olanların bunu çok iyi bir şekilde kullanmalarını isterim.
Hazırlayan: Hasret Çetinkaya

Türkçe
.
Dilimiz Türkçe
Onu hep severiz
Onurumuz şerefimiz
Türkçe her şeyimiz.
.
Türkçe deyince
Birde sevilince
Sıra gelince
Konuşulur herkesçe
.
El üstünde tuttuğumuz
Yazdığımız konuştuğumuz
Saydığımız sevdiğimiz
İste güzel Türkçe’miz.
.
Türkçesiz hayat
Nasıl olalım rahat
Türkçe için can at
Kalbinde yer aç.
,
Perihan Topal – Havva Bulkan

Kitap ve İnsan
.
Kitapsız insan meyvesiz ağaca benzer.
Kör karanlıkta fenersiz gezer.
Yol bilmeksizin kendi etrafında döner.
Kitapsızlıktan hayatı söner.
.
Kişi kitap okuyunca,
Bilgisi parlayınca,
Kitaplara bağlanınca,
Hayata bakışı değişir.
.
Sevgi dolu kalbiyle,
İbretli sözleriyle,
Kitap sevgiyle,
Hayatı aydınlatır.
.
Fırat Baygümüş

Gerçek Arkadaşlık
Bir zamanlar çok uzaklarda iki dağın arasında bir köy varmış. Bu köyün yaşı sekseni geçmiş bir hocası varmış. Bu hoca haftada bir gün köyün tüm çocuklarını toplayıp onlara öğütler verirmiş. Bu derslerinden birinde anlatacağı konu gerçek arkadaşlıkmış.
Gerçek Arkadaşlık, fedakarlıktır, insanların zor durumda kaldığı zaman birbirlerine yardım etmesidir, yaşanılacak tüm zorlukların birlikte aşabilmeleridir. Her olayda sırt sırta verilip birbirlerini yarı yolda bırakmamaktır, der hoca. Daha sonra anlattıklarının çocuklar tarafından daha iyi anlaşılabilmesi için bir hikaye anlatmaya başlar.
Bundan yıllar önce iki arkadaş varmış. Bu arkadaşlardan biri Samet diğeri ise Taner’miş. Taner yaramazın, şımarığın tekiymiş. Üstelik Samet’i de hiç sevmezmiş. Samet’e etmediği kötülük kalmazmış. Ama Samet, her şeye rağmen Taner’i severmiş. Bir gün Tamer’in yaptıklarından pişman olacağını, gelip kendisinden özür dileyeceğini düşünerek, yaptıklarını görmezden gelirmiş.
Tamer, Samet’in okula gelmesinden hiç hoşlanmıyordu. Onu okuldan attıracak bir şeyler yapmak istiyordu. Çareyi okulun tüm camlarını kırmak ve suçu Samet’in üzerine atmakta bulmuş. Camları Samet’in kırdığını düşünen müdür, camların parasını ödemesi gerektiğini Samet’e söylemiş. Samet’in gücü camların parasını ödemeye yetmeyince okulun müdürü de Samet’i okuldan atmış. Samet başına gelenlerin Tamer’in yüzünden olduğunu biliyordu; ama yine de sesini çıkarmadı. Bir gün her şeyin ortaya çıkacağına inanıyordu.
Tamer tek başına dolaşmaya çıktığı bir gün kayalıktan geçerken ayağı kayar ve uçuruma yuvarlanır. Bir kayaya yapışarak canını kurtarmaya çalışır. Kurtulmak için, yardımına birisinin gelmesi için çok bağırmış ama kimse onun yardımına gelmemiş. Gücünün tükenmeye başladığı bir sırada son çığlıklarını duyan Samet koşarak yanına gelmiş ve kendi canını da tehlikeye atarak Tamer’i düştüğü yerden kurtarmış. Tamer, üzgün, pişman ve çaresiz bir şekilde Samet’ten binlerce kez özür dilemiş. Gidip gerçekleri müdüre anlatmış. Samet tekrar okula dönmüş, yanlışlarını anlayan Tamer, Samet gibi bir arkadaşa sahip olmanın sevincin yaşamış hep. Bundan sonra arkadaşlıklarının bir ömür boyu sürmesi için birbirlerine söz vermişler, atacakları her adımı beraber atacaklar, her şeyi önce arkadaşlarını düşünerek yapacaklarını söylemişler, diyerek hoca hikayesini bitirmiş.
Hikayeyi dinleyenlere de gerçek arkadaş bulmanın çok zor olduğunu ve bulunca kaybedilmemesi gerektiğini söyleyerek, o günkü dersine de son vermiş.
Çiğdem Demir

Arka Sayfa
.
.
Bizi Tüm Dünya Okuyor
Web: htpp://uzakulke.wordpress.com
internet adresiyle dergimiz tüm dünyada okunuyor.
Edebiyat Egzersiz Toplulugu -2009
Not: Kaynak belirtilerek alıntı yapılabilir…
.
.
Ayın Sorusu:
Aşağıdakilerden Hangisi 16-21 Kasım 2009 Tarihleri arasında okulumuzu ziyaret etmiştir?
A) Muradiye Kaymakamı
b) İl Milli Eğitim Müdürü
C) İl Milli Eğitim Müdür Yardımcısı
Ç) İl Sağlık Müdür Yardımcısı
D) İlçe Sağlık Grup Başkanı
E) İlçe Milli Eğitim Müdürü
F) İlköğretim Müfettişleri
G) Okulumuza gelip aklımıza gelmeyenler
H) Hepsi
.
.
Ayın Olayı:
Okullar tatil olsun bahanesiyle hasta numarası çekenlerin tüm Van’ı ayağa kaldırması.
.
.
Ayın İkinci Olayı:
Kız öğrencilerin cama taş atılması sebebiyle yatakhanede deprem etkisi yaratması, okul güvenliğinin iki el gürlemesine neden oldu.
Not: Kıskanan Çatlar:)
.
.
.
İzzet KOÇAK
Muradiye YİBO Türkçe Öğretmeni
.
.
.
.
.
.
Explore posts in the same categories: Uzak Ülke 2. Sayı